EBESOBE DERGİSİ
 Derginiz Bayilerde...
ANA SAYFA
ABONELİK
BİZ KİMİZ?
BASINDA EBE SOBE
ÇOCUK KULÜBÜ
ARŞİV
OYUNLAR
İçindekiler








 

Ekle Çıkar
Kulüp Üyelerimiz

Sitemizi Ekleyin!
ANNEM İÇİN 

Fatih Erdoğan
ÇOCUKLARA KİTAP OKUMAK*

Herkesin “uzman” olduğu konular vardır ya hani... Hani bir dostumuzun derdini dinleriz de, der ki biraz rahatlayınca:
“Valla psikolog gibisin! Rahatlattın beni...”
Havaya da girmişliğimiz vardır:
“Anlat bana çocukluğunu...”
Eh, doğrusu “çocukluk” da hepimizin bildiği bir “şey”dir; hepimizin bir çocukluğu var ne de olsa... Ama hepimizin bildiği bir şey olsa da çocukla ve çocuklukla ilgili ne kadar da çok yalan söyleriz!
“Valla fiske vurmamışımdır!”
“Hiç sözümden çıkmazlar!”
“Karnem hep pekiyiydi...”
Sallar dururuz, nasılsa test edecek bir merci yok civarda. Olsa da ne yazar?
Neyse... Şu “ne yazar” sözü beni konuya döndürmeye yetti: Herkesin uzmanlık alanlarından biri çocukluksa, öteki ve biraz daha entellektüel duranı “çocuk edebiyatı”dır.
Neyse ki, neyse ki, neyse ki.... Artık, “Efendim çocuk edebiyatı yoktur, ne demiş Çehov...” gibilerden çiğnene çiğnene plastikleşmiş yavan sakızı yanağının bir yanından ötekine geçirenler de bir şeyi fark ettiler: “Yahu biz adam gibi kaç tane çocuk kitabı okuduk ki!”
Hah işte! Burası zurnanın zırt dediği yerin az ötesi... Ve tam burada koskoca bir iğne çuvaldız teşbihi yatmakta ki, buralarda biraz dolaşalım birlikte...
Anneler ve (daha az sayıda olmak üzere) babalar arasında çocuklarının okuduğu kitaplarla ilgili olanlar vardır ve onlarla da birçok kez çok hoş sohbetler yapılır genellikle kitap fuarlarında.
“Her akşam her akşam aynı şeyi okutuyor! Bir sözcüğünü değiştirsem itiraz ediyor...”
Tipik ve sevimli bir şikayet konusudur; söyleyen ayrı gururlanır, çocuğu kitapları seviyor diye, dinleyen (yazar) ayrı gururlanır, bir hayranı daha var diye. Bu kadarını da çok görmeyin canım, yazarın (çocuk yazarının) tek aldığı vitamin de budur.
Neyse... Her anne babanın “çocuğuna kitap okuma” dönemi olarak adlandırabileceğimiz bir dönemi olur hayatında. Diyeceksiniz ki anne baba var, anne baba var... Doğru. Kendileri asla kitap okumayan anne babalar da var, okuyanları da... Ama gözlemim şu ki, kendileri asla kitap okumayan anne babalar da, çocukları söz konusu olduğunda tutum değiştirip kitaplara yaklaşıyorlar az ya da çok. Ve çocuklarıyla birlikte giriyorlar yatak odasına ve yatağının ucuna kıvrılıp ellerine aldıkları kitaptan kısa bir bölüm okumaya çalışıyorlar. O ne ulvi bir andır ve ne büyük bir mutluluktur ki yaşamayan asla bilemez! Tekrar ediyorum: Yaşamayan asla bilemez!
Çok az bilinen bir şey de, “çocuğuna kitap okuma” eyleminin bir tür gururlanma ve hatta eş dost arasında hava atma özelliği taşımasıdır. Birazcık da gururlanmayla birlikte tabii:
“Benim çocuğum kitaba çok düşkün!”
Bizde hele hele zeka gibi konular da (çocuğun zekası) hassas konulardır bilirsiniz:
“Benim çocuğum çok zeki!”
Sanki biz zeki değiliz de anlamıyoruz, buradaki “çünkü ben zekiyim, o da bana çekmiş” imasını.
Kitap okuma konusu da böyle işte. Çocuğa ilişkin zeka ve deha heveslenmesinde olduğu gibi, kitap okuma konusunda da yetişkinin sözü kendisine bağlayarak bitirmesi esastır burada, veya eşine ikramda bulunarak: “Valla bizimki de kitapsız yatağa girmez! Tuvalet bile kitaplık gibi!”
“Boş zamanlarında kitap okuyanların” yarısının söylediği gerçek olsa, şüphesiz yayın hayatımız ihya olurdu.
Yazdığı ve resimlerini yaptığı bir masalı yayımlatmak için getiren bir anne öyle demişti:
― Çocuğuma öyle çok kitap okuyorum ki! Bazı kitapları tekrar tekrar okuyoruz...
Bunu birkaç kez yineleyince, merak edeceğim tuttu:
― Hangi kitabı mesela?
Düşündü.
― Valla... O kadar çok kitap var ki... Burdan tavana kadar kitap dolu ev... hatırlamıyorum...
― Herhangi bir kitap adı olsa da olur...
― Yok yok... Tepeleme kitap... Nasıl hatırlayayım?
― Eee... Bir yazar adı... Aklınızda kalan bir yazar var mı, kitabını sevdiğiniz?
― Valla o kadar çok kitap var ki! Yazar adlarını da hiç aklımda tutamam.
― Hani şu tekrar tekrar okuduğunuz kitaplardan birinin yazarı? Veya kitabın adı?
― Evet evet. Tekrar tekrar... Tekrar tekrar...
― Birinin adı?
― Hatırlamıyorum ki işte... Çok var...
― Anlıyorum... Ama herhalde bir iki yayınevi adı hatırlıyorsunuzdur?
― Yok... Yayınevi adlarını hiç aklımda tutamam... Hangi birini? Öyle çok ki kitap...
― Yani belki en sevdiğiniz ve tekrar tekrar okuduğunuz kitapların yayınevi?
― I-ıh!..
Her neyse... Yazdığı masalın bir özelliği yoktu. Yayımlanması için tek bir sebep de yoktu. Nezaketle düşüncelerimi söyledim. O da nezaketle sordu:
― Ay ne güzel söylediniz... Siz de yazıyor musunuz bir şeyler?..
Eh yani... Tamam, ünlü olma sevdamız yok ama... Çocuğuna tavana kadar kitap okuyan bir anneye de kendimizi tanıtamadıysak...
Bundan daha önemlisi şu ki, “çocuğa kitap okumak” konusunda anne babalar bazen hiç de samimi olamayabiliyorlar. Tıpkı, kendi çocukluklarındaki karne notları gibi...
Oysa bu kadar kasmaya ne gerek var değil mi? Kitap okumak bir zevktir, tıpkı balık tutmak gibi... “Balık tutar mısın?” diye sorduklarında, “Yoo... Hiç öyle bir merakım yoktur!” derken nasıl da ferahsa beyanımız, neden “Yoo, ben çocuğuma kitap filan okumam, çok sıkılırım!” denemesin ki...
Buradan başlanabilir belki, kitap okuma konusundaki vicdan azaplarından sıyrılıp gerçekten kitapları sevmeye giden yolculuğa...
* Bu yazı, Okyanus dergisinin 1. sayısından alınmıştır.


GERİ DÖN

(Not: Bu yazılar www.kigem.com'dan alınmıştır.)



 


 

Oyunlar...
Masaüstü Resimleri 

Masaüstü Resimleri...
 

Sitemizi Tavsiye Et 


 Arkadaşına Yolla
 

 

 EBE SOBE DERGİSİ
“Türkiye’nin en büyük oyun halkası!”

İLETİŞİM BİLGİLERİ
Posta Adresi:
P.K. 4 Beyoğlu/İstanbul
Yönetim Adresi: Kuştepe Mah. Karkuyusu Sk. No:43/2 34387 Mecidiyeköy/İstanbul
Tel: (0212) 272 29 40 / Faks: (0212) 213 72 96
www.ebesobe.com / dergi@ebesobe.com

ABONELİK ve ESKİ SAYILAR İÇİN
E-mail: abone@ebesobe.com Telefon: (0 212) 525 09 39 Faks: (0 212) 635 18 59